TÜRKİYE VE TSUNAMİ RİSKİ

Tarihsel çalışmalar, 8300 km’den fazla kıyı şeridine sahip ülkemizde son 3000 yıl içinde 90’dan fazla tsunami meydana geldiğini göstermektedir. Bunlar başta Marmara Denizi olmak üzere ülkemizi çevreleyen tüm denizlerde gözlemlenmiştir (Şekil 1). Depremler tarafından tetiklenen toprak kaymaları da tsunamilere yol açabilmektedir. Tarihsel veri anlamında en fazla bilgimiz olan tsunamiler 1509 ve 1894 tarihli İstanbul, 1598 tarihli Amasya, 1963 tarihli Doğu Marmara, 1939 Erzincan, 1968 Bartın depremleridir. Doğu Akdeniz’de Girit adasının batısında 365 yılında ve doğusunda 1303 yıllarında meydana gelen büyük depremler de tsunamiye yol açmış, etkileri İskenderiye’ye kadar uzanmıştır. Aynı zamanda İÖ 16. yy’da gerçekleştiği kabul edilen Ege Denzi’nde Santorini volkanının patlaması nedeni ile oluşan kaldera çökmesi tsunamiye yol açmış, oluşan dalgalar tüm Doğu Akdeniz’de etkisini hissettirmiştir.

Şekil 1. Tarihte ülkemizde tsunami gözlemlenmiş olan bölgeleri gösteren harita.
Kaynak: Y. Altınok ve S. Ersoy; Natural Hazards 21: 185–205, 2000

 

Son 4100 yıl boyunca, Marmara Denizi’nde 300’den fazla yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Bunlardan 40 tanesi tsunami yaratmıştır. (Y. Altınok, B. Alpar & C. Yaltırak; Journal of Seismology 7: 329–346, 2003) Yaklaşık 8 büyüklüğündeki 1509 İstanbul depremi Bolu’dan Edirne’ye kadar hissedilmiş ve hasara yol açmıştır. 6 m’yi geçen dalgaların Yenikapı’da surları aştığı tarihsel belgelerden anlaşılmaktadır. 10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul depremi sadece Anadolu’da değil, Bükreş ve Girit’te dahi hissedilmiştir. Deniz seviyesi önce alçalmış, daha sonra kuvvetli dalgalar İstanbul kıyılarını vurmuştur. Tsunami dalgasının yaklaşık 6 m olduğu gözlenmiştir. 18 Eylül 1963 tarihli Doğu Marmara depremi (Ms=6.3) sonrasında Mudanya kıyılarında tsunami izleri gözlemlenmiştir. 17 Ağustos 1999 İzmit Depreminin de tetiklemiş olduğu bir heyelan neticesinde tsunami Tütünçiftlik ve Hereke dolaylarında 2.6 m, Değirmendere’de de 2.9 metreye ulaşmıştır.

 

Marmara denizi için deprem ve heyelan kaynaklı tsunamileri inceleyen örnek bir çalışma “İstanbul Kıyılarını Etkileyebilecek Tsunamiler için Benzetim ve Hasar Görebilirlik Analizi” başlığı altında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü tarafından Japonya’dan OYO Int. Co. şirketine yaptırılmış, bu kapsamda Marmara Denizinde olası tsunami oluşmasına yol açabilecek 49 ayrı senaryo incelenmiştir. Bu senaryolarda, Kuzey Anadolu fayının Marmara denizindeki Kuzey ve Güney kolları üzerindeki depremler ve fay hareketleri, ayrıca Marmara denizindeki çeşitli bölgelerde saptanan olası zemin kaymalarına (heyelanlar) bağlı çeşitli kombinasyonlarla ortaya çıkabilecek deniz tabanı hareketleri ile tsunami oluşumu modellenmiştir. Fay ve Heyelanların çeşitli versiyonlarından 49 senaryo üretilmiş, modelleme çalışmaları sonucunda İstanbul Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 5.56 m., en yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandının İstanbul’un doğu kıyılarında 10 km kadar uzunluktaki kıyı çizgisi olduğu; Tsunaminin kıyılara erişme zamanının 8 dakika ve kıyılarda ilerleme mesafesi 150 metreden az olduğu bulunmuştur. Sadece fay hareketine bağlı modelleme çalışmalarında ise İstanbul Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 4.71 m.; en yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandının İstanbul’un doğu kıyılarında 10km. kadar uzunlukta olduğu; Tsunaminin kıyılara erişme zamanının 8 dakika ve kıyılarda ilerleme mesafesinin 50m. den az olduğu hesaplanmıştır (http://www.ibb.gov.tr/).

 

Karadeniz bölgemizde 1598 tarihli Amasya depreminin şiddeti 8, tsunami yüksekliği 1m olarak tahmin edilmektedir. Tarihsel araştırmalar su baskınının kıyıdan 1 km’lik içeride bir alana kadar etkili olduğunu göstermektedir. 1939 Erzincan depreminde Fatsa, Ünye ve Giresun’da 20-100 metre seviyelerinde deniz çekilmeleri gözlemlenmiş, depremin tetiklemiş olduğu heyelan sonrasında oluşan tsunami dalgaları Karadeniz’in kuzey kıyılarında Sovyetler Birliği’ne ait deniz seviyesi ölçüm cihazları tarafından kaydedilmiştir (Şekil 2). Yapılan çalışmalar 1968 Bartın depreminin yol açtığı tsunaminin 15 dakika arayla 100 metre ve 60 metrelik su baskınına neden olduğunu ve yerel tsunami yüksekliğinin 3m olduğunu göstermektedir.

 

Şekil 2. 1939 Erzincan depreminin tetiklemiş olduğu heyelan sonrasında oluşan tsunami sonrasında Karadeniz’in kuzey kıyılarında Sovyetler Birliği’ne ait deniz seviyesi ölçüm cihazlarına ait kayıtlar.
Kaynak: S. F. Dotsenko and A. V. Ingerov; Physical Oceanography, Vol. 17, No. 1, 2007

 

Ege denizinin depremsellik bakımından en aktif kısmı İzmir Körfezi, Karaburun yarımadası ve Sakız adasıdır. MÖ 496 ve MS 1949 yılları arasında 20 adet orta ölçekte deprem meydana gelmiş, bunlardan 1389, 1856, 1866, 1881 ve 1949 tarihli olanlar tsunami oluşturmuşlardır. 21 Temmuz 365 tarihinde batı Girit’de meydana gelen deprem ve tsunami Doğu Akdeniz’i önemli ölçüde etkilemiştir. Bu depremin Akdeniz’de meydana gelen en büyük deprem olduğu düşünülmektedir. İskenderiye’de tsunami dalgasının kıyıdan oldukça içerilere ulaşmış olduğu, hatta bazı teknelerin evlerin çatılarına yerleştiği ve yaklaşık 5000 kişinin boğulmuş olduğunu tarihsel çalışmalar ortaya koymaktadır. Girit’te yapılan çalışmalar tsunami yüksekliğininin 6m olduğunu göstermiştir. 1303 yılında Girit’in doğusunda meydana gelen büyük deprem ve oluşturduğu tsunami etkisini Doğu Akdeniz’de hissettirmiş, yine İskenderiye’de binlerce kişi tsunami nedeniyle yaşamını kaybetmiştir.

Yoruma kapalı.